Ana içeriğe atla

Kayıtlar

D-Day

Ne gün ama? Herkes bir tarafa koşuşturuyor. Yarın sürüm çıkılacak ve son dakika işleri. Tam bir adrenalin fırtınası. Günlük muhabbetler bugün hiç yok. Herkes tuvaletini tutuyor gibi, kimsecikler kıpırdamıyor işini yaparken. Ofiste sadece bizim takımın sesini duyuyorum. Şunu kapat, şunu aç, yükledin mi? çalıştı mı? geldi mi? gitti mi? Haftalar öncesinden belirli olmasına rağmen bugünün geleceği, nedense kritik bazı konular bugün açığa çıktı. Çalışan özellikler, çalışmayan özellikler, sürüme dahil edilmemesi netleşen özellikler... Karmaşıklık var belli. Ancak sorunun temelinde her zamanki gibi planlama yatıyor. Planlama yaparken de çok zaman ayırmak istediğiniz konular yüzünden sıkışıp kalıyorsunuz. Az zamanda çok iş yapmışız. Fakat hızlı ve öfkeli olmuş. Her zaman dediğim gibi "küçük adımlar".  Küçük adımın karmaşıklığı az olur. Alınacak yol kısalır. Merdivende ilerleme görülür. Küçük ama sağlam adımlar. Bir sonraki yazımda sanırım basitlik üzerine yazacağım. Bir kitap o...
En son yayınlar

İyi Tasarım, Kötü Tasarım

Haftasonu, büyük kızımla birlikte çok heveslenerek aldığım bir "Solar Kit" Kendin-Yap ekipmanı üzerinde çalıştık. Üzerinde "6 in 1" yani altısı bir yerde yazıyordu. Birçok araç inşa edebiliyordunuz, su boyu, araba, rüzgar gülü vs. Herneyse kutuyu açtık ve parçaları bir kenara koyduk. Kullanım kılavuzuna bakıyoruz. O kadar anlamsızdı ki. Neyi neden yaptığınızı anlamadan son ana kadar ezbere birleştirme üzerine kurulu bir manuel. Yarı Çince yarı İngilizce. Herşeyden önemlisi ne yaptığımda ne olacağını anlatmıyor. Çok şikayet etmek istemiyorum, yeri burası değil. Zaten güneş pili de çalışmıyordu. Kaldırıp attım. Diğer çalışmamızda ise Lego Classics'ten parçaları döktük önümüze. Kullanım kılavuzunda önerilen modeller vardı. Onları yaparak başlayalım dedik. Parçalar tabi ki çok kaliteli. Ama önemsediğim konu, neyi neden yaptığımızı gayet iyi anladık. Her parçanın neden orada olduğunu çok iyi vurgulayan bir manuel vardı. Mutlu olduk, hızımızı alamadık, Internette pa...

Yeni Yıl Hedefleri ve Bu Blog

Herkesin yeni yılda yapmak istedikleri vardır. Geçen yıl olmadı dediğiniz, bu yıl olsun diyerek umutlandığınız şeyler. Yapılan bir araştırmaya göre insanların %82'si yeni yıl hedeflerini Şubat ayının 2.haftasında bırakıyorlarmış. Yani birşey yapmaya niyetleniyorsunuz, sonra 1.5 ay sonra bırakıyorsunuz. Hoş birşey değil tabi. Ancak kabul edelim, kolay da değil. Hedefin büyüğü küçüğü olmaz. Hepsinin bir zorluğu var. Bu yıl en önemli hedeflerimden biri bu blog'u devreye açmaktı. Uzun süredir yazmıyordum. "Ya ne yazacağım şimdi?" diyordum. Ancak farkettim ki, yazmanın çok gizli, esrarengiz bir etkisi var. Hele ki, hiçbir hedef olmaksızın yazmanın. Bu müthiş birşey. Kimseye birşey yetiştirmeden yazmak. Bazı insanların "sadece eğlencesine" deyip kod yazdıklarını biliyorsunuz. Kendilerine hayranım. Bu da onun gibi olsun istedim. Bu Blog'da buradan çıktı işte. Balık Bellek, Balık Hafıza... 30sn derler balık belleği için. 30sn-1dk içinde aklımda ne kaldıysa...

Oksijen

Bu blogumu bir mikro-blog olarak kullanmak istemiyorum ancak bu konuda da birşeyler yazmak istedim unutmadan. Şimdi havayı içime çekiyorum...Yok! Havasız/iyi havalandırılmayan bir ortamda çalıştığımı farkettim. Kaliteyi gerçekten etkiliyor. Oturduğunuz koltuktaki açınız giderek artıyor ve yatay bir konuma ulaşıyorsunuz. Yani yapabileceğiniz bir çalışan olarak çok birşey yok. Varsa pencere, kapı açıp havalandıracaksınız. Ancak, en önemlisi çalıştığınız iş yerinin havalandırma sistemine üç beş kuruş yatırım yapması. Ortamın sıcaklığını, nem oranını ortalamada tutup, oksijen miktarını düşürmeden sunulan bir çözüm gerekiyor.

Takım İçi Mesajlaşma

En iyi haberleşme yönteminin yanyana çalışmak olduğunu düşünüyorum. Ancak ara sıra yazışmak ve bildiklerini aktarmak gerekiyor. E-posta yönteminin çok masraflı olabileceği bilinen bir gerçek. Çok pratik değil. Özellikle bu çağda. Herkesin mesajlaşma ile gündelik hayatında fazlaca içli dışlı olduğu bir dönemde, e-posta göndermek ve almak yüklü bir iş. Bu nedenle önerim mümkünse bir mesajlaşma sunucusu kullanmak. Bu konuda ilk deneyimim Slack ile olmuştu. Zaten kendisinden sonraki bütün mesajlaşma(chat) sunucularına da örnek oldu Slack. Ofiste ya da şirket içerisinde kullanabileceğiniz başka alternatifler de var. Özellikle kurulumu şirket içi yapmak istiyorsanız. Bunlardan Mattermost ve HipChat kullanma fırsatım oldu.  Artı/Eksi konusuna burada değinmeyeceğim. HipChat, Atlassian şirketinin ürünü ve diğeri(Mattermost) de ücretsiz açık kaynak bir yazılım. Mattermost oldukça yeterliydi bizim için. Özellikle şirket içerisinde özel bir mesajlaşma sunucusu ihtiyacınız varsa ve fazlac...

İyi Takım Olmak

Bugüne kadar farklı birçok şirkette farklı projelerde farklı takımlarda çalışma fırsatı buldum ve devam ediyor. Projelerin sonuçlarına ve değerlendirmelerine baktığımda en kritik bileşenin, işi yapan takım olduğunu düşünüyorum. Takımın ne kadar yetenekli, bilgili, eğitimli olduğundan daha önemli birşey var, o da insanların karakterleri. Gerçekten ekibi oluşturan kişilerin pozitif ve rasyonel insanlar olmaları projenin başarısında en önemli etken diye düşünüyorum. Şanslıyım ki bu tip insanlarla çok karşılaştım. Fakat olmadıkları durumlar da oldu malesef. Bu durumda mesainin bitip eve dönmek için saatleri saydığınız ya da kabuğunuza çekilip çalıştığınız zamanlar olmuştur belki. Bende olduğu gibi.. Sonuç olarak, çözülemeyecek hiçbir problem yok. Her proje, ne kadar zorlu olursa olsun, enerjisi pozitif yüksek bir ekiple, karakteri düzgün insanlarla kesinlikle başarılıyor. Bu blogda ilk yazımın bu konuda olması da ilginç oldu. Balık Bellek başlıyor.. :)